1500 TL ve üzeri alışverişlerde kargo bedava + Newsletter'a kaydol, %10 indirim kazan!

Sentetik koku molekülleri, modern parfümerinin doğuşundan bu yana formüllerin temel yapı taşlarını oluşturur. Bu moleküller, parfümörlere yaratım sürecinde geniş bir özgürlük alanı sunarken, kullanıcılar için de neredeyse sınırsız bir koku evreninin kapılarını aralar.

Örneğin, Coumarin (kumarin), tonka fasulyesinin başlıca bileşenlerinden biridir. Güçlü ve karakteristik kokusu ile formüllerle uyum sağlama yeteneği sayesinde özellikle gurme ve tütün temalı parfümlerde sıkça tercih edilir. Hatta Guerlain’in birçok efsanevi parfümüne imzasını atan “Guerlinade” akorunun da temelinde yüksek oranda kumarin bulunur.

Benzer şekilde, Linalool, başta bergamot olmak üzere pek çok narenciyede doğal olarak bulunan ve parfümeride en yaygın kullanılan moleküllerden biridir.

Sağlık konusuna hassasiyet gösteren pek çok kişi, doğal olanın daha zararsız olduğu düşüncesine sahiptir; ancak bu yaygın bir yanılgıdır. Doğal hammaddeler son derece kompleks yapılara sahiptir ve tek başlarına değerlendirilmeleri her zaman doğru sonuç vermez. Örneğin bir lavanta çiçeğini kokladığınızda tek ve bütüncül bir koku algıladığınızı düşünebilirsiniz. Oysa bu deneyim, gerçekte aynı anda burnunuza ulaşan yüzlerce farklı molekülün bir araya gelerek oluşturduğu etkileyici bir olfaktif illüzyondur.

Koku sektöründe doğada serbest hâlde bulunmayan pek çok molekül, laboratuvar ortamında sentezlenebiliyor. Bunlar arasında belki de en ün kazananlardan biri Iso E Super. Dünya koku devi International Flavors & Fragrances (IFF) tarafından 1970’li yıllarda geliştirilen bu molekül, 1980’lerden itibaren pek çok ikonik parfümün formülünde yer buldu. Terre d’Hermès, Ormonde Jayne Man & Woman, Féminité du Bois, Halston Z-14 ve Dior Fahrenheit gibi çok satan ve karakteristik kokuların formüllerinde yüksek konsantrasyonda Iso E Super’e rastlanır.

Peki, Iso E Super nasıl bir kokuya sahiptir? Tende ipeksi bir dokunuş bırakan, soyut ve zarif bir odunsuluk sunar. Algılanması mümkün, ancak kelimelerle tanımlanması güçtür. Vücut ısısıyla birlikte canlanarak ışıltılı ve kadifemsi bir karakter kazanır. Kokunun algılandığı noktaya doğru bir çekim hissi yaratır; daha fazla yaklaşma, dokunma ve temas kurma isteği yaratır. Bu etki, sevilen birini içtenlikle sarıp sarmalamanın verdiği sıcaklık ve yakınlık hissini andırır.

Iso E Super, koku yapısının kendine özgü ve çok katmanlı karakteri sayesinde modern “minimalist parfüm” akımının öncülerinden biri haline gelmiştir. Ancak ona asıl ününü kazandıran, parfümör Geza Schoen’ün kurduğu Escentric Molecules markası olmuştur.

Escentric Molecules, parfümeriye “molekül parfüm” yaklaşımını tanıtarak, sentetik koku bileşenlerinin sanılanın aksine hem güvenli hem de son derece çekici bir koku dünyası yaratabileceğini güçlü bir şekilde ortaya koyar. Markanın en ikonik ve çok satan parfümlerinden biri olan Molecule 01, yalnızca Iso E Super molekülünden oluşur.

Bu efsanevi molekülün evrensel çekiciliğine vurgu yapan Schoen, kokunun tende zaman zaman kaybolup yeniden ortaya çıkmasının yarattığı gizemli etkinin, onu daha da cazip kıldığını ifade eder. Molecule 01, klasik anlamda kompleks bir parfümün derinliğini sunmasa da, sade yapısıyla dikkat çeker. Teknik açıdan iddialı bir kompozisyon olmasa bile, özellikle yoğun parfümlerden hoşlanmayan ya da parfüm kullanma alışkanlığı olmayan kişiler için son derece rafine ve etkileyici bir alternatif sunar.

Yazar: Parfümör Koray Sevinç

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapat
Kapat
Giriş Yap
Kapat
Sepet (0)

Sepetinizde ürün bulunmuyor. Sepetinizde ürün bulunmuyor.